TARİHTE BUGÜN:

 

Chamonix'den beri dağların iyi dayağını yedim. Adeta “Nerdesin lan sen yıllardır, it!” diye diye ıslak sopayla dövüp durdular beni. Evvela bir süre önce buradaki yazıda da paylaştığım sinir bozuklukları, ardından Aladağlar'da olmayacak rotaları karıştırıp bazen rotaya dahi giremeyecek noktalara gelmek, sorunu yanlış yerlerde aradığımı gösteriyordu. Peki tamam, sorun orada değildi, ama neredeydi?

 Sebebi ne olursa olsun dağa gitmeye devam etmek istiyordum ama git-sıkıntıyı hisset-geri dön çevrimi artık biraz hırpalamaya başlamıştı. Her şeyden önce garantici olmaya karar verdim. Bu kez en azından gittiğimiz rotayı kesinlikle bilen biriyle dağa gidecektim. Artık bu sefer de olmazsa, tamam diyecektim, olay bende, ne yapayım, golf oynayayım bari. En az sürpriz olan atla, gitmeyi planladığımız rotalara üçer kez tırmanmış olan Umut'la yaptık planı ve sonuç: evine hoşgeldin bebeğim!

 

Şaka bir yana Umut' la kah birbirimizi gazlayarak, kah tartarak, kah antrenman hesapları yaparak bir süre kış ve devamı için bir takım farazi planlar yapadururken farkettik ki dağa gitmemiz gerek; planlama, fişeklenme bir yere kadar. Aylardan Kasım' a geliyorduk. Geçiş mevsimlerinde dağa gidilmez, bunu ikimiz de biliyoruz fakat insanın dünyaya çektirdiği işkenceden yalnızca İstanbul nasibini almıyor. Aladağlar'da da geçmiş zamanlarla kıyaslayınca oldukça az kar mevcut, çığ tehlikesinden, en azından konuştuğumuz rotalar için eser yok. O halde diyor Umut, rahat başlayalım, bildiğimiz yerden gelsin sorular, sen de bir rahatla. İstikamet Ortaburun-Kaletepe, Aladağlar.

 

Fena olmayan bir otobüs yolculuğu ve tatlı sözlü Salim abi karşılamasından sonra Sarımemetler'e kampımızı kurup soluğu Ortaburun kuzey rotasında alıyoruz. Yaklaşım çarşağı biraz can sıksa da ben şahsen çok keyifliyim. İşte rota burası, ip boyları bunlar, giriyoruz, çıkıyoruz, akıp gidiyoruz. Birde bir.

Fakat dönerken ertesi gün için planladığımız Ortaburun kuzeydoğu ve Kaletepe kuzey rotalarını kesiyoruz. Vaziyetler hoş değil. Evet, hava çok tatlı, Teoman'ın şarkısındaki gibi, ama ara ara kar da yok değil ve biz de aksi gibi hep kuzey yüzlerinden rotalar seçmişiz. Kampa vardıktan sonra Umut “Yok abi”, diyor, “yarın iki rota zaten çıkaramayız. Bu rotalar setlerinde kar barındırıyor, bence ikisinden birine de girmeyelim. Kaletepe kuzeybatıya gidelim, hem rahat, hem güneş görüyor.”, ben de onaylıyorum.

Bu kararın etkisiyle inanılmaz yiyoruz, inanılmaz uyuyoruz, tam on üç saat! Sıfır rakımdan gelmenin ve gündüze göre bir hayli sert olan soğuğun da etkisiyle kötü bir on üç saat ama yarım günden fazla yatınca, dipçik gibi kalkıyoruz. Sağlam da bir kahvaltı ve toparlanma üstüne düzülüyoruz tekrar yola.

Bir önceki günkü performansımız ikimizin de biraz hoşuna gitmiş olacak ki, biraz macera aramaya başlıyoruz. Önce Kaletepe kuzey yüzündeki bir baca rotası olan Babanın Dönüşü' nü gösteriyorum Umut'a, bilmeyerek, merakla. Hemen, şehirdeki dostlarımızdan birine bağlanıp ip boylarını soruyoruz. Umut'un hatırladığından bir nebze daha sert, setler de karlı gibi. Vazgeçip kuzeybatı yolundan sapmıyoruz. Sonra, iyiden iyiye kuzeybatıyı keserken soldaki doğal hattı seçiyor gözüm. Umut'a ne olduğunu soruyorum, bilmiyorum, diyor. Boşver, devam o zaman, diyorum. Yok lan, diyor, gel girelim, pek de zor durmuyor. Öyle mi değil mi derken kendimizi istasyonu kurmuş, ipe girerken buluyoruz.

İlk ip boyuna ben giriyorum. Uzaklarda seçebildiğimiz sete kadar gidebilirsek, tahminimiz kuzeybatı rotasıyla birleşeceğimiz, ki sonrasında öyle de oluyor. Ben biraz sıkıntılardayım. Bilmediğimiz rota, ben ilk defa böyle bir işe kalkışıyorum. Setlerde sert kar var. Set set de gittiği için başlarda çürüklükten de korkuyorum, aşırı ihtiyatlı, öyle olunca biraz da yavaşım rotanın kolaylığına rağmen. Ellerimi de pis kesiyor soğuk. Ne de olsa görece erken bir saat ve halen kuzey yüzündeyiz. Ama rota yarısından sonra “ardinal” tüm uzuvlarımdan ateş çıkartmaya yetiyor ve sıkıntısız devam ediyorum. İpi sonuna kadar zorladığımdan, arada da neme lazım diye bolca malzeme attığımdan istasyonu kurmakta biraz zorlanıyorum ama işte oluyor. Umut rahatça geliyor aşağıdan. Durmadan devam da ediyor. Sete ben yetişemiyorum, ama o 4-5 metre sonra orada, sonrası da oldukça rahat. Kuzeybatı sırtının son ip boyuyla birleşip devam ediyoruz rahat bir biçimde. Zirveden bu güneşli günde arkadaki Mangırcı manzarası muazzam. İçeriye doğru giden üç ayrı vadi rahmetli Bob Ross'un çizimleri gibi renkli, bir o kadar güzel. Kızılkaya'ya mı selam dursak, Alaca görünüyor mu derken, vakti daha fazla geçirmeyelim deyip yine karlı setlerden serin gölgenin kollarına bırakıyoruz kendimizi. Kamp alanına yaklaşırken Salim Abi gelmiş, artık iyice olmuş elmaları yeni jipinin kasasında torbalarından taşıyor.

 

 
Bunu bir ısınma saymak istiyoruz. Gerçekleştirilecek nice hedeflere, aşılacak keyifli zorluklara kapıdan bir selam. Kasım'da dağların yalnızlıktan çektiği acıya binaen koyduk diyelim rotanın adını, kayıtlara böyle geçsin. Kimse ilhamımızın bizim uzun süre sonra dağa Kasım'da ısınmaya gittiğimiz için duyduğumuz acı olduğunu bilmesin.

November Pain:

Rota Uzunluğu: 120 m

Çıkış Tarihi: 12 Kasım 2017

Ekip: Umut Şenliol - İ. Ceyhun Andaç

Kullanılan Teknik Malzeme: 1 set takoz, 1 set yaylı takoz, çeşitli boylarda perlonlar, 10 ekspres, çift ip (55 m), kişisel emniyet malzemeleri, kask, kemer

 1.ip: III/IV, 55 m (60 m iple gidilirse sete çıkılabilir) - Ceyhun

Setlerde sert kar olduğu için frictionla girmedik fakat kramponumuz da olmadığı için biraz tedirgin etse, ilk yarıda elleri hissiz bıraksa da kolay, geneli sağlam, keyifli ve uzun bir ip boyu. Rota bulma sorunu yaşatmayacak net hat, rahatça sete doğru ilerliyor ama ipin kısalığından dolayı önceki kötü, otluk ara sette istasyon kurduk (1 takoz, 1 baba, bir yaylı takoz).

 2. ip: II+/IV-, 35 m – Umut

İstasyonun 5-10 m üstündeki sete çıkana kadar hafif bir boşluk hissi barındıran, sonrası yürümeli ip boyu. Devamına bağlamaya ipimiz yetmeyeceği için bir sabit takoz ve yaylı takozdan aldığımız istasyonda sonlandırdık bu ip boyunu.

 3.ip: III+, 30 m – Umut

Yine oldukça rahat bir son ip boyu. Zirveye doğru olan hat kendini belli ediyor. Yer yer dik fakat sağlam ve kolay bir son kısımdan sonra, 4-5 metrelik bir yürüyüş ve zirve.

 Rota yorumu: Özellikle kış koşullarında miks ortamda çıkılmasının, rotanın sağlamlığından da ötürü, oldukça keyif verebileceğini düşündüğümüz bir hat. Rota bulma sorunu yaşatmasına imkan olmaması ve yine sağlamlığından, doğal hat olmasından ve basitliğinden ötürü özellikle geleneksel tırmanışa yeni başlayan ekipler için ideal bir rota olabilir; Sarımemetler'e yakınlığı da cabası.


Iletişim: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it., This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.