Öncelikle yazıyı yazdıktan sonra okuyunca Kemal Sezen'in muhteşem yazısından ne kadar esinlendiğimi fark ettim. Fakat elimde değil, en az 5 kere okuduğum bu muhteşem hikayeye göre benim yazım çok daha küçük bir yerde, çok daha az bloklarla ve çok daha düşük derecelerle geçiyor. Amaç tamamen yeni bir bölge tanıtmak olsa da iki üç kelam etmek isterim.

Ensar İnce

23 yaşında, üniversiteyi bitirmiş ve memleketine dönmüş işsiz bir genç olarak son bir yılda aklımda sadece üç şey vardı: yurtdışına yüksek lisansa gitmek, olabildiğince tırmanmak ve bir türlü tavlayamadığım o kişiyi tavlamak. Zaman geçiyor, çabalıyor fakat bir türlü istediklerime ulaşamıyordum. Okullara başvuruyor, kızla buluşuyor, bisiklete atlayıp Balıkesir etrafında bloklar arayarak 50 km pedallıyordum.

Bu üç konuda neredeyse sıfır gelişme kaydederek Mart ayına kadar geldim. Yüksek lisans için başvurular yapmaya devam ederken ve o kişi bana hiç yüz vermezken sanırım en çok acı çektiğim konu tırmanamamak ve güçlenememekti. İstediğim her şey benim dışımda gelişen nedenlerden ötürü (veya kendimi kandırıyordum) sekteye uğruyordu. Tırmanış için özellikle Balıkesir’de tırmanan insan olmaması beni partnersizliğe itiyor ve yalnız bırakıyordu. Evden gideceğim ve maliyetli olacağı için duvar yapmıyordum. Serhat hoca ve öğrencisi genç Muhammed sağ olsun ara ara antrenman yapabilsem de istediğim düzenlilikten ve sıklıktan çok uzaktı. Kullanabileceğim tesislerin olmaması ve olanlara da istediğim gibi girememem dolayısıyla geriye sadece outdoor bouldering seçeneği kalıyordu.

Antrenman halkalarım, fingerboard’um ve düzgün tırmanış vermeyen bir mağara ile kışı sessiz, yalnız ve soğuk geçirdim. Neden sağa sola tırmanışa gitmediğimin de birçok sebebi var fakat sanırım kendimi öyle yalnız hissediyordum ki çıkıp tırmanıp gelmenin derdime çare olmayacağına, geçici bir his olacağını düşünüyordum.

Derken bir gün Serhat hocanın bak orda da boulderlar var dediği yere bir gidip bakayım diyerek bisiklete atladım ve aramaya başladım. Uzaktan büyük kayayı görür görmez neden buraya 6 ay önce gelmediğim için kendime çok kızdım. Tam aradığım şey gözümün önündeydi. Havalara uçarak blokları gezdim. Kayalara böyle çocuklar gibi sevinçle bakan biz tırmanıcılar bence en saf duyguların insanlarıyız.

Türkiye eve kapanırken Nisan ayında ben açıldım, her gün markete diye bouldera gittim. Evime 8 km mesafede olsa da giderken şehir merkezinden gitmem ve polislerin de yasak işini çok takmaması dolayısıyla hiçbir sorun yaşamadım. Gittiğim yerin tenhalığı da işimi kolaylaştırdı. Bu arada boulder tanrıları bana kızmasın; daha önce outdoor boulder tecrübemin kısıtlılığı sebebiyle derecelendirme konusunda emin değildim, hala değilim. Blokları çıktıkça, proje yaptıkça yakın hissettiğim dereceler verdim. Boulder yapmanın kurallarını öğrenerek uygulamaya çalıştım. Başlangıç tutamağı nasıl olmalı? Top out yoksa nerde bitmeli? oturarak mı başlamalı? Şu tutamağı yasaklasak nasıl olur? Boulderın ne kadar basit bir o kadar da nasıl kompleks bir spor olduğunu anladım.

Bu şekilde videolar çekerek, 8a’ya çıktıklarımı girerek 3 ay geçirdim. Haftada 3-4 gün gidip boulder yaparak, kalan 2 günde de evde halkalar ve fingerboardla antrenman yaparak zaman geçti, genç Muhammed’le iki kere tırmandığımız dışında hep yalnız tırmandım. Craspad konusuna gelirsek, boulderların olduğu bölge su kenarı olduğu için boulderların altı genelde temiz ve kumluydu. Bu da crashpad olmadan alternatif yöntemlerle uzun süre tırmanabilmemi sağladı (yatak, döşek, minder). Zaten boulderları çok iyi bildiğim ve nereye düşeceğime hâkim olduğum için sorun olmuyordu, tabi bazı boulderlar yüksek olduğundan tırmanamıyordum. Mücahit’in İzmir’den gelmesi çok şeyi değiştirdi. Birincisi dereceleri anlamamda bana az da olsa yardımcı oldu, ikincisi crashpad getirerek giremediğim bloklara girmemi sağladı.

                             

Ulaşım ve bilgi;

Ulaşım için Balıkesir merkezden Edremit yoluna giderken Willmont Otel’in önünden sağa girin, dümdüz vadiye doğru devam edin yürüyerek 10-15 dakikada büyük kaya bloğu sağınızda kalacak arabanız varsa yokuşu çıkıp arabayı orda bırakın yoksa beton köprüye yürüyüp öyle girin.

Diğer sektör için 5-6 km daha gitmeniz gerekiyor, kireçtaşı bloklar madeni görünce solunuzda kalacak, patikası biraz kötüdür. Arabayı az yukarıda çeşmenin oradaki boşluğa bırakabilirsiniz.

İki adet sektör, ilk sektör şehre daha yakın olan adına “Tavuk Kayası” dediğimiz sektör. Granitimsi bir yapısı var, kesinlikle çok el dostu bir kaya ve çoğunlukla sağlam. Büyük kaya yüzeyi ise büyük ölçüde çok kaygan ve tırmanışa neredeyse imkân vermiyor. Büyük blokta bir adet negatif çatlak ise ben fırsat bulamadım ama geleneksel çıkış bekliyor. Bloklar ise her türlü tarzı barındırıyor, sanırım 10 kadar blok bulunmakta (büyük blok dahil). Bütün gün gölge ve dere kenarı olması sebebiyle esiyor ve 30 derecede bile tırmanış verebiliyor. Tek eksi yanı ise çok nadir olsa da bazı hayvan oğlu hayvanlar alem yapmaya geldikleri için çöp bırakıp ateş yakıyorlar. Ne kadar çöp toplasam da hala çöpler oluyor.

 

Diğer sektörü daha geçen ay keşfettim, büyük kayanın yanından devam edip 5 km kadar Kabakdere Köyü’ne doğru giderken madeni görünce solda kalan kireçtaşı bloklar. Buradaki boulderlar gerçekten çok kaliteli ve zor. Mücahit ile birkaç rota çıktık fakat hala asıl rotalar çıkış bekliyor. Bu sektör de saat 2’den sonra bütün gün gölge ve rüzgâr alıyor.

Kabakdere Sektör:

Kabakdere

tavukkaya1tavukkaya2tavukkaya3tavukkaya4tavukkaya5tavukkaya6

Rotaların devamının bulunduğu rehbere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Rotaların Bulunduğu Rehber İçin Tıklayın 

Bu kadar uzun yazı yazmamın sebebi bu bölgenin benim için çok önemli olmasıdır. Son 5 aydır bana her türlü derdi sıkıntıyı unutturan bu kaya parçaları kesinlikle bir tırmanıştan daha fazlası. Umarım birilerinin ilgisini çeker de gelir tırmanır. Şu an 7B’ye kadar 20-25 rota olmalı. Toplamda iki bölgede projeler ile sayının 30’u geçeceğini düşünüyorum.

Ensar İnce

İletişim:

ensrnce[at]gmail[nokta]com

BÖLGEDEN BAZI VİDEOLAR: